|
MsM KURYE ÇORLU
Çorlu'nun adı ile ilgili olarak kaynaklarda değişik ifadeler mevcuttur. Eski atlaslarda şehrin adı "Tzarylus", "Tzurulum", "Tzurule", "Tschurla", Tziraltum", şeklinde geçmektedir. Bizans döneminde peyniri meşhur olduğu için "Peynir Kasabası" anlamında "Tribiton" adı verilmiş. Bazı eserlerde "Sirello" adına da rastlanmıştır. Çorlu'nun Türkler tarafından alınışı sırasında çok zorluk çekildiği ve çok insanın ölümü pahasına alınmış bir yer olduğu için "Zor" kelimesine benzetme yapılarak "Çor" dan geldiği ifade edilir. Bölgede antik döneme ait buluntuların elde edilmiş olması bölge tarihini Maden devrine, Tunç Çağına kadar götürmektedir. Çorlu MÖ.. 1000 yıllarında Trako-Friglerin kurduğu koloni kentlerden biridir. Tarihin çeşitli dönemlerinde Frig-Yunan-Iskit-Pers-Makedonya-Roma ve Bizans'ın istilalarına uğramıştır. Zaman zaman İstanbul'u ele geçirmek üzere akınlar yapan Hun-Arap ve Peçenek akınlarına da maruz kalmış. Ayrıca Emeviler döneminde İstanbul'u ele geçirmek isteyen Müslüman Arap ordularının da istilalarına uğramıştır. Kısaca Trakya'nın yaşadığı bütün istila ve akınlarından etkilenmiştir. Roma Döneminde Trakya'da "Cohors III. Lucensum" adını taşıyan bir askeri birliğin bulunduğu ve bu birliğin tamamen Trak savaşçılarından oluştuğu bilinmektedir. Romalılar savaşlarda Traklardan yararlanıyor ve onlara "Cohors" kıtalarında görev veriyorlardı. Cohors kelimesi Çorlu şehrinin adına son derece benzemektedir. Marmara Ereğlisi'nin doğusunda Kamaradere'de ortaya çıkarılan tarihi belge, Çorlu hakkında en eski ve kesin bilgileri vermektedir. Bölgede ortaya çıkarılan mezarın kitabesinde "burada iki defa (Çorlu) Tzoulos ifadesi olan Sisinis gömülüdür." yazmaktadır.
O tarihlerde İstanbul'u Avrupa'ya bağlayan üç yolun en güvenilir ve işlek olanı Çorlu'dan geçiyordu. Birinci yol Sirkeciden başlar Küçükçekmece, Büyükçekmece, Silivri, M. Ereğlisi, Tekirdağ, İnecek, Malkara, Keşan ve İpsala'dan geçerek Avrupa'ya gidiyordu. Bu yol Ereğliye geldikten sonra bir kola daha ayrılır. Buda Ereğli'den sonra Çorlu, B. Karıştıran, Lüleburgaz, Babaeski Havsa ve Edirne'den geçerek Avrupa'ya giderdi. İkinci yol, yine Sirkeciden başlar, Yarımburgaz, Çatalca, Sinekli, Pınarhisar, Koyva'dan geçerek bugün Bulgaristan topraklarında kalmış olan Burgaia giderdi. Üçüncü yol, Rumeli Kavağından başlar Midye ve İğneada 'ya uğradıktan sonra ikinci yolla Burgaida birleşirdi Çorlu'dan geçen yolda başka diğer yollar emin ve her zaman geçit veren yollar değildi. Çünkü bu yolların geçtiği yerler o zamanlar tamamen ulu ormanlarla kaplı idi. Çorlu'nun bulunduğu yerlerde ormanlıktı. Fakat diğerlerine nazaran daha emin oldu~u için üzerinde Çorlu kasabası kurulmuştu. Çorlu kalesi bir öncü kale olarak kullanılmıştır. Çünkü esasen Silivri'den başlayarak Sinekli'den geçen ve Karadeniz'e uzanan kırkbeş km. uzunluğundaki Anastra surlarını Bizanslılar daha önce yapmıştı.
ÇORLU'NUN TÜRKLER TARAFINDAN ELE GEÇİRİLMESİ
Osmanlı Padişahlarından Orhan Bey döneminde Rumeli'ye geçen Türkler Murat Hüdavendigar (I. Murat) döneminde Rumeli'de ilerlemeye başladılar. Yeni padişahın amacı Edirne'yi almaktı. Ama daha önce Bizans'tan gelecek bir tehlike ihtimaline karşı Çorlu ve Lüleburgaz'ı ele geçirdi. Çorlu ele geçirilmeden önce Bizans kumandanına kaleyi teslim etmesi için haber gönderildi. Kan dökülürse kumandanın cezalandırılacağı bildirildi.Fakat Bizans Kumandanı bunu kabul etmedi. Kale kuşatıldı. Kalede olanlarda savunma için hazırlıklarını tamamlamışlardı. Savaşın olağanca kuvvetiyle devam ettiği sırada kale kumandanı Yankobin gözünden yaralandı. bu sırada Osmanlı ordusunda bulaşıcı hastalık çıktı. Bir taraftan savaş bir taraftan da hastalık Osmanlı ordusuna çok zarar verdi. Kale saldırılara dayanamayarak teslim oldu. Çok sayıda insanın ölümüne sebep olan kale kumandanı esir edildikten sonra öldürüldü. Osmanlılar yönetimi altına aldıkları her bölgeye Anadolu'dan Türk göçmenleri getirerek yerleştiriyorlardı. Çok iyi düşünülmüş bir iskan politikası ile bölge Türkleştiriliyor ve böylece o bölgenin elde tutulması ve savunulması sağlanıyordu. Çorlu fethedildikten sonra buraya Anadolu'dan Yörükler ve Tatarlar getirilerek yerleştirildi. Böylece şehrin Türkleşmesi sağlandı. Fakat i. Murat Kosova Savaşı sırasında şehit olunca fırsattan istifade eden Bizanslılar şehre yeniden asker getirerek kaleyi tamir ettirdiler. Böylece kaleyi tekrar ele geçirmiş oldular. Yıldırım Beyazid padişah olur olmaz kaleyi tekrar zaptetti. İşte Çorlu'nun alınışı sırasında çok zorluk çekildiği ve çok insanın ölümü pahasına alınmış bir yer olduğu için bir rivayete göre Anadolu'da halk lisanında (Çor) kötü, zor, fena manalarına kullanıldığından amma çor yer denmiş, ondan sonra da Çorlu oldu denmektedir.
OSMANLI TARİHİNDE ÇORLU
Fatih sultan Mehmed'in oğlu II. Beyazid babası kadar enerjik değildi. Devlet i işlerinden iyice elini çekmesi daha sağlığında ülkede bir taht kavgasına yol açtı.
Trakya'da Herakleia (Marmara Ereğli'sinde) bulunmuş. Sisinis'e ait mezar taşında 9. yüzyılda adamın 2 kez 'Tzoulu"nun belediye başkanlığını yaptığı anlatılır.Sözcüğün "Çorlu" adının aslı olduğu ispat edilen bu yazıt gibi daha bir çok mezar taşlarında geçen toponymikon (yer adları) Anadolu'muzun tarihsel coğrafyasına büyük hizmetlerde bulunmuşlardır. Sisinis'in 814 yılında öldüğü göz önüne alınırsa belgenin Bizans dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır. Sisinis. Çorlu kasabasında "Curator Civitatis" unvanı ile yöneticilik yapmış başarılı olduğu için iki defa bu görev kendisine verilmiştir. Çorlu'nun adı ile yakından ilgisi olan "Curator" kelimesinin anlamı Latin ve Grek alfabelerinde "özen gösteren, dikkat eden" şeklinde verilmektedir. Curator, belediye büyüklüğüne gelen yerleşmelerde özel işlerle görevli kişilerin, yani belediye başkanlarının unvanıydı bu unvan 2. yüzyılın sonunda Roma eyaletindeki belediye başkanları içinde kullanılmaktaydı. Roma imparatorluğu'nun doğu kolu olarak geniş sahalara yayılan Bizans İmparatorluğunda sınırlar sınır muhafızları tarafından korunurdu. Sınırlardaki kuvvetler özellikle cesur ve savaşçı uluslardan seçiliyorlardı. Kamaradere'de mezarı bulunan Sisinis'in yaşadığı yıllarda Trakya Bulgar Kralı Kurum'un ordularının tehdidi altındaydı. Bizans İmparatoru Bulgar baskısına karşı ücretli askerlerle anlaşarak bunları sınır savunma noktalarına yerleştirilmişti. Çorlu şehrinin adının da bu sırada 9. yüzyılın başında şekillenmesi muhtemeldir. Çor ve Çur terimi eski Türk boylarında yüksek bir rütbe veya unvan olarak kullanılmaktaydı. Aynı şekilde Sisinis kelimesinin de Bizans ordusunda yardımcı kuvvetler olarak bulunan Hunların veya Alanların kumandalarına unvan olarak verildiği bilinmektedir. Gerek Sisinis, gerekse Çor, Bizans kültürünün etkisi altında değişerek, Sisinis görevli memurun, Çor ise görevinin yapıldığı sınır kalesinin adı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Böylece Çor veya Çur'dan, Çorlu şehrinin adı çıkmıştır. Çorlu şehrinin kuruluş tarihinin Roma ve Bizans 'tan çok daha eskilere gittiğini kesin olarak gözler önüne serecektir. Bugünkü bulgulara göre Trakya Türkler tarafından zapt edilmeden önce Bizans devletinin idi.
Karayolu Taşıma Yönetmeliği, yürürlüğe girdi. 28.06.2006 tarihinden itibaren taşıma belgesi olmayan firmalar, karayolu üzerinde yük ve yolcu taşımacılığı yapamayacaklar. Şirketimiz P1 taşıma belgesi sahibidir. Şirketinizin mağdur olmaması için yetki belgesi olmayan firmalarla calışmayınz!!!
|